Ermenek maden faciasının 5. yılı

Karaman’ın Ermenek ilçesindeki kömür ocağında, su baskını sonucu 18 işçinin hayatını kaybettiği maden kazasının üzerinden 5 yıl geçti.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, 28 Ekim 2014’te öğle saatlerinde 34 işçinin bulunduğu Ermenek’teki özel bir linyit kömürü madeninde su baskını meydana geldiği ihbarı alındı. 16 işçinin sağ kurtulmayı başardığı ocakta mahsur kalan 18 işçiye ulaşmak için AFAD koordinasyonunda acil durum müdahale çalışmaları başlatıldı.Türk Silahlı Kuvvetlerince arama-kurtarma çalışmalarına destek vermek üzere iki uçak ve helikopter görevlendirilirken, iki komando timi de olay yerine sevk edildi. Yine çalışmalara destek amacıyla AFAD, Sağlık Bakanlığı, UMKE, TTK, TKİ, Türk Kızılayı ve belediyeler başta olmak üzere birçok kurumdan bölgeye ekip ve araç gönderildi.Bölgeye kısa sürede art arda ulaşmaya başlayan ekipler, su tahliye işlemlerini hızlandırdı. Mahsur kalan işçilere ulaşılması için öncelikle madene akan su, pompalarla boşaltılmaya çalışıldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da olay yerine gelerek, çalışmaları yerinde inceledi.Madende mahsur kalan 18 işçinin, Osman Çoksöyler, Hüsnü Çolak, Ali Haznedar, Kerim Haznedar, Mehmet Tokat, Hüseyin Çolak, İsa Gözbaşı, Bahri Üzer, Kamil Yaman, Ömer Cansu, Tezcan Gökçe, Uğur İlhan, Hüseyin Gültekin, İsmail Gürses, Mehmet Baha, Mehmet Özcan, Hasan Tuncer ve Recep Çiloğlu olduğu bildirildi.Mahsur kalan işçilerden Hüseyin Gültekin’in eşinin, kazadan birkaç saat sonra erkek çocuk dünyaya getirdiği yönündeki haber, yürekleri dağladı. Bebeğe hem babasının istediği ‘Arda’ hem de ‘Hüseyin’ adı verildi.Ayşe teyzenin sözü facianın simgesi olduİşçilerden Tezcan Gökçe’nin annesi Ayşe Gökçe’nin, facianın 3. gününde verdiği röportajda, ‘Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?’ ifadesi adeta facianın simge sözü haline geldi.Olaya ilişkin soruşturma başlatan Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, kazanın eski imalat bölgesine yıllar içerisinde biriken suların basınç eşik değerini aşarak, zayıflayan topuktan çalışma alanlarında aniden su baskınına neden olmasından kaynaklandığı belirtildi.Ocağın sahibi Saffet Uyar, 9 Kasım’da Ermenek’e gelerek teslim oldu. Olayla ilgili 8 kişi gözaltına alındı.38 gün içinde işçilerin cansız bedenlerine ulaşıldıOlayın meydana geldiği 28 Ekim’den itibaren maden ocağından 4 bin 99 vagon hafriyat çıkarıldı. Kazanın meydana gelişinin ardından geçen 38 günlük süreçte, tüm işçilerin cesetlerine ulaşılmasıyla çalışmalar tamamlandı.Yapılan DNA testi sonrasında ailelerine teslim edilen maden şehitlerinin cenazeleri köylerinde düzenlenen törenlerle toprağa verildi.Sanıklar Ermenek’te yargılandıMaden faciasıyla ilgili soruşturma kapsamında Ermenek Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada, 3’ü tutuklu 16 sanığın yargılanmasına 15 Haziran 2015’te başlandı.Mahkeme, 20 Temmuz 2016’da yapılan duruşmada, tutuklu sanıklar maden ocağının sahibi Saffet Uyar ve teknik nezaretçi Ali Kurt’un da aralarında olduğu 7 sanığa, 3 yıl 1 ay ila 18 yıl 9 ay arasında ceza verdi. Diğer sanıklar ise beraat etti.Mahkemenin verdiği cezalara yapılan itirazlar üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12’nci Ceza Dairesinde 13 Eylül 2017’de görülen karar duruşmasında sanıkların cezaları artırıldı.Mahkeme, Saffet Uyar ve Ali Kurt’un cezalarını 19 yıl üçer aya, maden sahasının ruhsat sahibi Abdullah Özbey’in 11 yıl 3 ay olan cezasını 19 yıl 3 aya çıkarttı. Halen yakalanamayan Yavuz Özsoy’un cezası 18 yıl 9 aydan 21 yıla, tutuksuz sanıklardan Has Şekerler Madencilik şirketinin maden mühendislerinden Cemile Karaca’nın cezası 6 yıl 8 aydan 13 yıl 10 ay 20 güne çıkartıldı. 3 yıl 1 ay ceza alan Naci Özsoy’un cezası değişmedi, 5 yıl 6 ay hapis cezası alan iş güvenliği uzmanı tutuksuz Engin Yetim de beraat etti.Madenin her yerinde facianın izlerini görmek mümkünMaden faciasının yaşandığı ocak ise şu an çalışmıyor. Kurtarma çalışmalarının bittiği gün gibi duran madenin her yanında facianın izlerini görmek mümkün.Madende oğlu Kamil Yaman’ı kaybeden Başyayla ilçesi Bozyaka köyünde yaşayan Kemal Yaman, 28 Ekim 2014 gününü hiç unutmadıklarını söyledi.O günün acısını içlerinde yaşatarak hayata devam ettiklerini belirten Yaman, ‘Oğlum evimizin direğiydi. Her işimizi yapardı. Şimdi evimizde her eşyamız var ama kullanan yok. Tarlalarımızı eken, diken yok. 44 yaşında engelli bir oğlum daha var. Torunlar yanımda değil. Gelin gitti. Acılarımızla yaşamaya çalışıyoruz.’ diye konuştu.Anne Havva Yaman da bunun takdiri ilahi olduğunu, yapacakları bir şeyleri olmadığını ifade etti.’5 yıl geçti ama benim özlemim hiç bitmedi’Maden kazasında eşi Mehmet Tokat ve kardeşi Uğur İlhan’ı kaybeden Zeynep Tokat ise eşini çok özlediğini dile getirerek, şöyle konuştu: ‘5 yıl geçti ama benim özlemim hiç bitmedi. Eşim arkamda koskocaman bir dağdı. Şimdi tüm sorumluluklar üstüme kaldı. Kaza olduğunda oğlum Ahmet Can 11, Hasan 7 yaşındaydı. Ahmet Can lise 3’e, Hasan ortaokula başladı. Ben eşimi kömür ocağında kaybettim. Tesadüf şimdi Ermenek’te ocaklardan çıkarılan kömürlerden evime kömür çekiyorum. Isınmak için yakmak zorundayız. Ocaklar çalışsın, kömür üretilsin. Ama düzgün çalışsınlar. Çocuklar babasız kalmasın. Kimse bir babanın yerini tutamaz.”Yaktı ocağımızı bu kömür”Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?’ ifadesi ile tüm ülkeyi ağlatan Ayşe Tezcan da oğlunu çok özlediğinin altını çizerek, şunları kaydetti: ‘İyi değilim. Ağlamakla günlerimiz geçiyor. 5 yıl olmuş. Gitme dedim. ‘Anne burada ne yapacağım. Çalışayım’ dedi. 3 gün sonra bu olay oldu. Oğlumu özlüyorum ama rüyama bile girmiyor. Bir kerecik olsa rüyama girse… Dünyada benim yavrum gibisi yoktu ama gitti. Ne yapacağız? Olan oldu.’Yırtık ayakkabılarıyla hafızalarda kalan baba Recep Tezcan ise bahçedeki torbadan avuçladığı kömürü göstererek, ‘Yaktı ocağımızı bu kömür.’ dedi.

Bir önceki yazımız olan Parion'da bin 900 yıllık 'anıt mezar kitabesi' bulundu başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Related posts

Leave a Comment