Padişahların daha önce hiç duymadığınız ilginç huyları

Aralarında gerçek bir silahşör olan da var, bestekar da! Kimi koşu halindeki bir atın üzerinden başka bir ata atlayabilecek kadar iyi bir biniciyken, kiminin aklı fikri para basmaktaydı. Kimiyse günde 3-4 saatten fazla uyumazken kimisi kadınları asla yanına yaklaştırmazdı. Karşınızda, Osmanlı Devleti'nin görkemli padişahlarının bir garip huyları… II. Abdülhamid, silah kullanmakta pek mahirdi. Nişan alarak ismini yazar, havaya attığı madalyaları kurşunla ortasından delerdi. Bedeninin sağlamlığıyla meşhurdu. Öyle ki bir av sırasında, 20 saat at üstünde kaldığı ve hiç yorulmadığı söylenir. Yüz kadar kaleye hakim olan Orhan Gazi, zamanının çoğunu bu kaleleri dolaşarak geçirirdi. Bir seyyahın dediğine göre hiçbir şehirde bir aydan fazla durmazmış. Tam bir 'Bay Evet' olan III.Murad'ın ağzından neredeyse hiç 'Hayır' sözü çıkmazdı. Çağının en şık giyinenlerinden olan Kanuni Sultan Süleyman, görünümüne önem verirdi. Mücevherlere olan ilgisi had safhadaydı. Babası gibi o da kuyumculuğa meraklıydı, Fatih gibi de değerli taşlara tutkundu. Nasıl mücevherlere tutkun olmasın? Geceleri yalnızca 3-4 saat uyuyan Yavuz Sultan Selim, diğer zamanında ise bol bol okuyup yazardı. Aynı zamanda tutkulu bir koleksiyoner olan Yavuz Sultan Selim'in kutsal emanetler koleksiyonu vardı. Topkapı Sarayı'ndaki çini koleksiyonunun çok önemli bir kısmının da padişaha ait olduğu söyleniyor. II. Bayezid, gerçek bir bestekardı. Kaynaklarda beste yaptığından bahsedilen ilk padişahtır. Fatih Sultan Mehmet'in uğraşmaktan aşırı keyif aldığı, tutku derecesindeki hobisi haritacılıktı. Yemeklerini ise yalnız yemeyi severdi. Bir başına yemeyi seven padişahımız, bu adeti saraya ilk getiren kişi olarak da bilinir. Musiki ve şiirden ayrı bir zevk alan II. Murad, bu nedenle sanatçılara ayrı bir önem vermişti. Avcılığa olan merakının yanı sıra tam bir kitap kurduydu. Özel bir kütüphanesi olduğunu bildiğimiz ilk Osmanlı padişahıdır. Çelebi Mehmed de avcılığa meraklıydı. Edirne'de bir av partisi sırasında yaban domuzu kovalarken attan düşüp vefat ettiğini biliyoruz. Yıldırım Bayezid ise gerçek bir silahşördü. Öyle ki tarihçiler, onun silah kullanmaktaki yeteneğini ve ata binmekteki ustalığını anlata anlata bitiremiyor. Bir giydiğini bir daha giymeyen Osman Gazi'nin bunu yapmasının sebebi müsrifliği değildi. Aksine bir garibanı sevindirmekti. Birisi elbisesine dikkatlice baksa hemen çıkarıp ona bağışlardı. Satranç oynamaktan keyif alan I. Mahmud, Lale Devri'nin etkisinden midir bilinmez lale yetiştirmeye meraklıydı. Mustafa ise kadınları asla yanına yaklaştırmazdı.

Bir önceki yazımız olan Kendi imkanlarıyla öğrendiği 'Naht' sanatı ile harika eserler üretiyor başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Related posts

Leave a Comment